Kendini Değerli Hissetmek ve Van Gogh Üzerine

Bu hafta Vincent Van Gogh üzerine okuduklarımı ve de gözlemlediklerimi sanat vlog bölümündeki videomuzda paylaştım.

Deha olmak, başarılı olmak ve de kendini değerli hissetmeye ihtiyacı olmanın hikayesini okudum. Vincent Van Gogh’un yaklaşık 2000 eseri olması ve de yaşadığı günler boyunca onun istediği seviyede dönüşler alamaması düşündürdü. Özellikle de devamlı kardeşinden ya da arkadaşlarından onay alma ihtiyacı duyan, dünyanın en yalnız insanlarından biri olarak zihnimde yer etti. Belki hepimiz kadar yalnız ve de çokça yanlış anlaşılan biri. Kendisi dünyaya geldiği zamanın ötesinde düşünen bir ressam olarak tarihe geçti.

Onun bir akıl hastası olduğunu düşünmüyorum. Çok yoğun bir depresyon ile pençeleşiyordu. O vakit sorguladım. Onu neler, aşağılara doğru çekmiş olabilirdi? İlk gözlemim; fakirlik. Şu an bile bir tual, fırça ve de boya tutarlarını düşündüğümüz de, o günleri düşünmek çok daha zor. Sürekli para yatırıp harcama yaptığınız bir el emeği var. Satış yapıp, karşılığını alamıyorsunuz.

İkinci gözlemim ise, yaşama alanı. Hayatında olan kadınlar ağırlıklı olarak sorunlu ve depresyon problemi olan insanlar. Yerleştiği köylerde; fakirlik ve de cahillik çok yüksek olduğu için insanların onu ve ona dair her şeyi dışlaması da sağlığını etkilemiş.

Bunlara rağmen resim yapmaya devam etmiştir. Aynı zamanda her daim birilerinin takdirini ve onayını kazanma özlemi ile geçen bir ömür. Van Gogh bir kapitalist olsaydı. Önce zenginlerin portrelerini çizerdi. Kazandığı para ile Paris’in göbeğinde yaşardı. Renkli çiçek ya da kilise resimleri altında imzasını görürdük. Etrafında da pek çok insan olurdu. Bugün de belki ismini hatırlamaz olurduk. Sanıyorum ki onun hayali zenginlik ve de aile kurma üzerine değildi. O, öldükten sonraki geleceğini hayal etti. Ondandır ki resimlerindeki gökyüzü çizimi uzayı ve de geleceği hissettirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir