Çekim Yasası ile Neyi Çekmiş Olabilirim?

Hayatta yaşadığımız deneyimleri ne ölçüde sorgulayıp ders alabildiğimiz her birimiz için tartışılır. Bazen doğru cevabı, yanlış adreste arayabiliyoruz. Gözüme çarpan günlük hikayeler içinde kendimce 2 ipucu yakaladım. Birine hoşunuza gitmeyen, bir başkası size hediye ettiği için görünce bunu bana nasıl layık görmüş diyebildiğiniz ve benzeri; tabiri caiz ise üstüne para verseler giymeyeceğiniz ya da eskilikten giyilmeyecek haldeki kıyafetleri bir başkasına vermek yardım değildir. Moda tasarım öğrencileri için parça kumaş ya da temizlik enstrümanı olarak kullanmak daha verimli olabilir. Bu arada çok severek giydiğiniz bir başkasına şans getirsin dediğiniz, güzel bulduğunuz ancak fiziki değişimler nedeniyle bir başkasına verdiğiniz kıyafetlerden bahsetmiyorum.

İkincisi, yemediğimiz ya da bozulmaya yakın tüketilsin diye verilen yiyecekler de yardım ya da iyilik değildir. Pişirdiğiniz sıcak poğaçaları üst kattaki hamile komşunuza sıcağı sıcağına getirme niyeti ve poğaçaları yaptıktan 2 gün sonra getirdiğiniz enerji ne kadar bir birine benzer? Biri paylaşım ve değer vermedir. Diğeri, egonun maskesiyle göstermelik ama niyeti boş, frekansı düşük bir adımdır. Konu yemek ve giymek olunca aynı çekim yasası işliyor. Bazen hayat bana istemediğim rolleri neden giydiriyor? Ya da sevmediğim tatları tattırarak neden ağzımın tadını kaçırıyor soruları geldiğinde bir de bu pencereden bakmak gerek.

“Hayat yaptıklarımızın altında yatan niyetler üzerine bize hediyelerini sunar.” Birileri karma, birileri ilahi adalet der.

Biz de bir başkasının yalanına, yaptığı haksızlığa, aldatmaya negatifte her ne varsa göz yumup, yanında durmaya devam ederek bu karmaya ortak oluruz. Ve yukardaki döngü otomatik olarak devreye girer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir