Hayattaki Misyonun…

Değerli arkadaşlarım ve eğitimlerle bir arada yürüdüğümüz atölye dostlarım,

2007 yılından beri, inceleme, deneme, öğrenme ve uygulama alanında pek çok kez bu hayattaki misyonumu sorgulayan eğitimlere katıldım. İlerleyen zamanlarda buna yönelik eğitimler verdim. Bulduğum tanımlar o zamanlar için bir bakış açışını yansıttı da. Şimdi çevremde insanlar kendi hayat amaçlarını sorguluyor. Buna istinaden bu yazıyı paylaşmak istedim.

Öğrencilik yıllarımda güzel sofralar etrafında sevdiklerimi bir araya getiren ben, mezun olduktan sonra insanları, hedeflediği işlerle ya da iş yerleriyle bir araya getirdi. 2012 yılında uzmanlığımı derinleştiren eğitimler almaya başlayarak, bu seferde insanları hayalleri ile ilgili bir araya topladım. Bunun için bir konuşmacı olarak ve yazar olarak bilgi aktarmaya devam ettim.

Belki yaptığım işin eylemi ya da içeriği değişti. Ama benim misyonum hiç değişmedi. Aslında aynı besteyi, bir dönem flüt, bir dönem piyano, bir dönem yaylı çalgılar eşliğinde çalmışım. Notalar aynı kalmış. Her birimizin bu sisteme katkı sağladığı bir görev ve dünya orkestrasına kattığı bir ritm var.

Ben ise bu armonide bir “KANAL” ım. Görevim, kanal olarak sezgilerim eşliğinde bilgiyi taşımak ve doğru zamanda doğru kişilere aktarmak. Bir kanal olduğunuzda, çok isteseniz de bilgiyi kendinize saklayamıyorsunuz. Hayatım boyunca rızkımı bir kanal olarak topladım.

Çoğu zaman kabalıktan kaçsam, sessizliğe yönelip kendi tarafıma çekilsem de; kimilerinin kader dediği, benim içinse kimliğim dediğim bu yolculuktan sapamadım. Kabul ettim ve onur duydum. Üzerine daha fazla çalışarak kendimi geliştirme niyetiyle hareket ettim. Bugün kanal misyonumla insanlarla bir arada olup, “ortak bilinci” en olumlu, en yüksek iyilikte vizyonlayıp, hatırlatarak bir ALAN tutuyorum. Herkesin bu hayat içinde bir misyonu ve bunu keşfettiğinde tüm kapıları araladığı bir bereket kapasitesi var. Bulabildiğimizde “Herşey Mümkün” Bunun için odaklanmanın gücünü öğretiyorum. Tek bir kişinin odağının nelerini değiştirdiğine tanıklık eden bizler, güçlüyüz.

Gelelim açtığım atölyelere. Para atölyesi çok eskilerde okuduğum Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho’dan gelen ilhamla ortaya çıktı. Sanırım yakın zamanda denk gelen bu kelimeler de kendisine ait. “Güzel kalpli insanların hikayeleri mutlu sonla biter. Eğer ortada bir mutluluk yoksa henüz hikayenin sonu gelmemiştir.” Benim de baktığım pencere tam olarak böyle.

Atölyelerimiz, duyurularda da görebileceğiniz üzere çok sık değildir. Gerçek anlamda yüksek potansiyele odaklandığımız özel dönemlerde oluşturulur. Çünkü misyonum aynıdır. Ancak zaman içinde enstrümanlarım değişir. Burada kurumsal bacağımız farklı enstrümanları ve kitleleri barındırıyor. Bu kitlerle bir aradayken atölyelere ara vermek benim kendi seçimim. Bu yüzden tekrarı olmayan bu konu başlığında; kendiniz için bir adım atma fırsatını görebildiyseniz, yüreğinizin sesini dinleyin. Eğitim için son kayıtlar devam ediyor.  Ders programı 24 Ekim, 31 Ekim,  7 Kasım ve 21 Kasım Çarşamba akşamları 19:30 Kadıköy İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir